|
|
CHP'nin uluslaşma
anlayışı, geçmişten devralınan feodal kümelenmelerin, ırk, bölge, inanç
ayrışmasına dayalı yapılanmaların tarihe bırakılmasıdır; ülkede kader
ortaklığının oluşumudur; çağdaş topluma geçişin çok önemli bir
aşamasıdır.
Milliyetçilik "ırka" indirgenemez; Türkiye bütününü oluşturan çok
sayıdaki etnik özellik karşısında devletin yanlılığı, öncelik tercihi
söz konusu olamaz. Devlet, herkesi eşit şekilde temsil ve ifade eder.
CHP, milliyetçiliği, bölgecilik anlayışlarının, kavimcilik benzeri küçük
bağlılıkların, kan-köken bağımlılıkların ulusal düzeyde aşılmasıdır.
Ayrışma değil, bir bütünleşme hareketidir. Bu bağlamda, "milliyetçilik",
farklı etnik yapılanmalar arasında bir ayrım ölçüsü değildir. Tüm
ayrışmaları kapsayan, onların Türkiye'nin ulusal bütünlüğü çerçevesinde
demokratik farklılaşma özgürlüğünü tanıyan, farklılık içinde
bütünleşmeyi öngören, bütünlük idealini tanımlayan kapsayıcı bir
anlayıştır. CHP'nin milliyetçilik anlayışı, hangi kökenden gelirse
gelsin, hangi dili konuşursa konuşsun ve hangi inancı paylaşırsa
paylaşsın, kimsenin "azınlık" konumuna indirgenemeyeceğidir; herkesin
ülkenin asli sahibi olduğudur. CHP, başka ülkelerde yaşayan yurttaşlar
ve Türk topluluklarına eşit davranılmasını, ana dillerini ve
kültürlerini yaşatıp geliştirme olanağı sağlanmasını özenle gözetir.
HALKÇILIK
CHP'nin "Halkçılığı"; öncelikle kitlelerin emeğiyle ve alın teriyle
üreten, değer yaratanların önde tutulmasıdır. Siyasal meşruiyetin
temelini halkla bulabilmektir. CHP'nin halkçılığı, ahlâki ve siyasi bir
öncelik tercihidir. CHP, ekonomik ve siyasal imtiyaz odaklarının
dışındakileri öncelikle temsil eden, imtiyazların kaldırılmasını
amaçlayan partidir. CHP'nin amacı, sade ve sıradan yurttaşa öncelikle
hizmet götürmektir; ona fırsat yaratmak, önüne ufuk açmaktır. CHP
siyasetinin özü budur. Bu özellikleriyle, "Halkçılık", CHP'nin tarih
sürecinde geliştirdiği sol kimliğin de kaynakları arasındadır. CHP'nin
temel bir inancı, temel bir yaklaşımı olan halkçılık, gereğinde
bireyselliği aşarak bütünselliğe erişmektir; memleket içi özveride
bulunmaktır; yurtseverliği özümsemektir. CHP'nin halkçılık anlayışı,
halkı muhtaç kabul edip, ona bağıslar lütfetmeyi esas alan bir
popülizmin ifadesi değildir. Halkın kısa vadede duymak istediğini
söylemek değildir. Hakçılığın gereği, sorumluluktur; sosyal demokrat
değerleri, akılcılıkla, üretkenlikle bütünleştirmektir. CHP, halkçılık
ilkesinin ışığında, kimsenin kimseyi ezemeyeceği, sömüremeyeceği,
herkesin yaşamı boyunca geçimi ve sağlığı bakımından güvenlik içinde
olacağı, çalışma ve eğitim fırsatlarından eşitlikle yararlanabileceği
insanca ve hakça bir düzen kurmayı amaçlar.
DEVLETÇİLİK
Devlet, özel yararlarla toplumsal yararlar arasındaki dengenin sağlıklı
oluşması için getirilmiş bir güvencedir. Bu güvence, özellikle piyasa
mekanizmalarının özel çıkarlar için çarpıtılmasını önlemek, tekellerin
oluşturulmasını, üretici ve tüketici haklarının çiğnenmesini engellemek
açısından gereklidir ve etkilidir. Toplumun büyük tercihlerinin
belirlenmesinde, uzun vadeli ekonomik stratejilerin oluşmasında devletin
öncelikli görevi vardır. Aynı şekilde, ekonomisi geri kalmış yörelerin
geliştirilmesi ve bölgesel farklılaşmaların giderilmesi öncelikle
devletin sorumluluğudur. Ulusal bağımsızlığın ve egemenliğin sağlam
siyasal ve ekonomik temellere dayanması; kişinin özgürlüğü, güvenliği ve
yaşam koşullarının iyiliği; yurttaş eşitliğinin korunması; toplumun
esenliği ve uyumu; gelişmenin sürekliliği, hızı ve halkçılığı; tüm
üretim araçlarının ve mülkiyetin toplum yararına ve emeğin üstünlüğü ve
gelişmenin bütünlüğü kurallarına uygun biçimde değerlendirilmesi,
devletin gözetmesi gereken temel ölçülerdir.
CHP, devletin işleyişinde katılımcılığı öngörür; yönetenle yönetilen
karşılığının giderilmesini amaçlar. CHP, merkeziyetçiliği ve israfı
azaltacak, etkinliği ve verimliliği arttıracak şekilde, devletin
"yerinden yönetim" anlayışına dönük olarak yeniden yapılanmasını
savunur. CHP'nin devlet anlayışında, yurttaş devlet için değil, devlet
yurttaş için vardır. Bu özellikleriyle, devlet, toplum ve yurttaş
yararına etkin önlem alabilmenin yetkisine ve olanağına sahip olmalıdır.
CHP, üyesi olduğu belirli bir alanda toplumun yararı doğrultusunda
Sosyalist Enternasyonalin ilkeleri doğrultusunda, belirli bir alanda
toplumun yararı varsa, sosyalleştirmeyi veya özelleştirmeyi öngörebilir.
LAİKLİK
Bütün inançlar, devlet önünde eşittir. CHP, devleti dinsel inançlara
karıştırmaz dinsel inançların da devlet işlerine karışmasına kesinlikle
izin vermez. İnanç ve ibadet özgürlüğünü, kişinin kutsal ve dokunulmaz
hakkı sayar. Dinin baskı unsuru olmasını da, din duygusunun ve dinsel
inançların baskı altına alınmasına da karşıdır. Laiklik, din ve devlet
işlerinin birbirinden ayrı tutulmasıdır.
Laiklik, Cumhuriyetin ve demokrasinin, ulusal bütünlüğün ve iç barışın
temel taşıdır. Laiklik, toplumdaki farklı inançların barış içinde
birlikte yaşama yöntemidir. Laiklik, inananların, farklı inananların,
farklı düşünenlerin kendi tercihlerinin ortak güvencesidir. Laikliğin
temel özelliği, toplumun bütünlüğüne katkı yapmasıdır; barışı ve
karşılıklı anlayışı, hoşgörüyü kurumsallaştırmasıdır. Laik devlet,
din-inanç-düşünce özgürlüklerinde farklılaşanlar arasında bir taraf
değildir; ortak güvencenin düzenleyicisidir.
Çağdaşlığın, bilimselliğin ve demokrasinin temel taşı laikliktir. Laiklik
korunmadan demokrasi yaşatılamaz. Eğitim laikleşmeden, yeniliğe ve
değişime açık çağdaş bir toplum ve devlet yapısı oluşturulamaz. CHP,
dinin istismarını başta eğitim olmak üzere her alanda önlemekte
kararlıdır. Laikliğin uzun vadedeki gereği, inanç dünyasının sivil
topluma devredilmesidir.
Laikliğe karşı uluslararası bir stratejinin Türkiye'ye yönelik
saldırıları karşısında, laiklik, CHP'nin özel bir duyarlıkla savunduğu
ilkedir. İnanç dünyasını, eğitimi ve siyaseti bu tür saldırılardan
korumak CHP'nin öncelikli görevidir. Laiklik, Türkiye'de laikliğin
kurucusu olan CHP'nin öncelikli sorumluluğudur.
DEVRİMCİLİK
CHP, dönemler boyunca gelişen ve olgunlaşan bir yenileşmedir; süreklilik
içinde değişimdir; sonsuz bir adalet arayışıdır. Cumhuriyetin ilk
yıllarında tanımıyla, CHP'nin devrimciliği, "...ulusumuzu son yıllarda
geri bırakmış kurumların yıkılarak, yerlerine, ulusumuzun, çağdaş
uygarlık doğrultusunda ilerlemesini sağlayacak kurumların
getirilmesidir".
CHP'nin devrimcilik anlayışı, çağdaş düşüncelere açılarak yenilikleri
kavrayıp benimsemektir. Toplumun, kuralları ve kendini sorgulayarak,
daha iyiye, daha doğruya ve daha güzele ulaşmanın yollarını açmasıdır.
Yenileşmenin ve değişimin araçlarını oluşturması, yöntemlerini
düzenlemesidir. CHP, halkla birlikte, halktan güç ve yetki alarak,
demokratik hukuk devleti kurallarına ve barışçı yöntemlere bağlı kalarak
devrimciliği sürdürür.
CHP, toplumsal ve ekonomik düzen ile devlet yapısında çağın, gelişmenin,
insanca ve hakça yaşamanın gereği olan değişimlerin öncüsüdür. CHP,
halkın ekonomik ve siyasal gücünü arttırıcı, yönetim yetkisini ve
sorumluluğunu geliştirici kurumsal düzenlemelerin tarih boyutundaki
sahibidir. CHP, tarihsel temelleri üzerinde ve sosyal demokrat kimliği
doğrultusunda, sürekli bir yenileşmenin takipçisidir. CHP geleneğinin
özelliği budur. "Süreklilik içinde değişim" ve "kendi özünün
doğrultusundaki yenileşme", CHP'nin gücü, ayrıcalığı, üstünlüğü
olmuştur. Bundan sonra da olmaya devam edecektir.
Demokratikleşmenin evrensel sürecinde ve belirli özelliklerin,
coğrafyaların, çıkarların kesiştiği bölgemizin kendine özgü tarihsel
oluşumunda, CHP, özgürlük ve eşitlik sentezinin yolunu açan çağdaş ve
evrensel ilkelerin, devrimlerin sahibi ve izleyicisidir. |